1 Mayıs 2013 Çarşamba

Süslenmiş trajedilerin dokunulmazlıkları vardır...

Balkonda televizyon izleyerek huzur bulmaya çalışan bir kadını rahat bırakmanızı öneririm.
Genelde onun bu duruşunda  sizin hiç aklınıza gelmeyecek anlamlar veya anlamsızlıklar yüklü olabilir...Belki üç çocuk büyütmüştür bu kadın.Belki de çocuklarıyla beraber büyümüştür gençliğini hiç yaşayamadan.Bu yüzden hala yorgundur bedeni.Sadece bu yaz akşamında değil , o her mevsimin akşamında yorgundur.

Belki sofrayı daha yeni toplamıştır da, balkonda ayaklarını uzatmak istemiştir.Sofrayı toplarken kendisine yardım etmeyen çocuklarına içerlemiş ama yine de bir şey söyleyememiştir. Günün yorgunluğunu atmak, yılların yorgunluğu atmaktan daha kolay olduğu için elindeki kumandadan almaya çalışır hırsını...Belkide bunların hiçbiridir.Belkide iş gezisinde olan kocası acaba onu aldatıyor mu? diye düşünmekten kendini alamayan bu kadın, bizim onunla ilgili ürettiğimiz teorilerden habersiz, sırf bu düşünce bulutlarını tek tek patlatmak için oturmaktadır o balkonda.

Yazın balkonlar genellikle çiçeklerle süslü ,renk renk minderlerle evlendirilmiş, geceleri serin, sabahları oldukça sıcak terapi mekanlarıdır.Yazın hayatlar göçebe sürüleri gibi balkonlara taşınır.Akşam 19:00 'a doğru çatalların garip ama eğlenceli tınısı işitilir .Genelde birileri sürahiyi  masaya koymayı hep unutur. Acı gerçekle birisi susadığı zaman karşılaşılır.Evin küçük çocuğundan durum karşısında metin olması ve sürahiyi getirmesi beklenir.Sonra bütün yemekler gibi ,batan güneşle beraber o yemekte biter.Salatanın suyuluna batırılan ekmek, bitmediyse eğer
 kahvaltı için poşetlenip kaldırılır.

Neyse konuyu dağıtmayalım.Çünkü şu an bu anlattıklarımızın hiç biri balkonda oturan bu kadının hüzünlü duruşunun nedenine bir açıklama getirmiyor.Biz yaz tasvirlerini yapıp , güneşi salatanın suyunda yüzdürürken , o çoktan, içerde çalan telefonunu cevaplamaya gitti bile.

Şu an balkonda, cır cır böceklerini dinlemekten başka bir çaremiz yok. Karşı apartmanın balkonunda bizi izleyen meraklı teyzeyle de göz göze gelmek istemiyoruz.Belli ki onun da canı sıkılmış .Işıkları yakmadan oturuyor .Şehri dinliyormuş gibi yaparak , aslında gençliğindeki yaz akşamlarının hatıralarına onu götürecek kestirme yolu bulmuş gibi bir hali var. O yılları düşündükçe belki de daha önce hiç adını duymadığı Oscar Wilde'in "gençliğin hayattaki en değerli şey olduğunu" söylerken ne kadar haklı olduğunu bir kez daha anlıyor ve o muazzam cümleyi belki birileri duyar diye tekrar rekrar mırıldanıyor.



Genç olmama rağmen teyzeyi aslında çok iyi anlıyorum.Genelde bu cümlenin ağzınınızdan çıktığı  durumlarda artık geriye dönüş imkansızdır.Kişi kendini bilmediği bir yolda ilerliyormuş gibi hisseder.Fren ve kornanız ve hatta direksiyonunuz bile yoktur.Olsa bile artık bunları kullanmaya çalışmanıza rağmen, hayatın sizi çok da sallamayacağı bir dönem başlamıştır artık.Aslında hayat bizi hiç bir zaman sallamaz .Sadece belli bir noktaya kadar sanki sallıyormuş gibi gözükür.Mesela büyümek istemeyen birinin o sene doğumgününe iki gün kala frene basıp zamanı durdurabildiğini gördünüz mü mü hiç? Ben görmedim.Büyümek bana kalırsa çok trajik bir durum , bu yüzden bizi her sene hediyelere boğup , çikolatalı pastalarla vücudumuzdaki serotonin hormonunu yükselterek mutlu olmamızı sağlamaya çalışıyorlar.Süslenmiş trajedilerin dokunulmazlıkları vardır .Bu yüzden onları sorgulamak istesekte fazla sorgulamayız.Aslında fazla sorgulama mutsuzluğu da beraberinde getiriyor.Bir süre sonra ben bu dünyada ne yapıyorum ? noktasına geliyorsunuz.Ara ara hayatı özetleyen bazı cümlelere sınırsız zaaflar taşıyorum.Çocuklarının her istediğini yapan bilinçsiz anneler gibi o cümleleri de şımartasım geliyor.Ama bir cümle nasıl şımartılır ? Henüz bununla ilgili bir fikrim yok.Bu ara sonsuz sevgimi kazanan cümle Hemingway 'den "Zeki insanların mutlu olabilmelerine nadiren şahitlik ettim" cümlesi. Daha yeni duyanlar, varsa bu cümleyi çeşitli mecralarda paylaşarak benim şımartma eylemime katkıda bulunabilirler.

Neyse kendi trajedilerimizle vakit kaybederken , balkonda ki teyzeyi unuttuk.Aaa çoktan yatmış bile neyse büyük ihtimal eğer bir sıkıntı olmazsa yarın sabah yine uyanır ve biz yine ondan yola çıkarak aslında hepimizin benzer hikayeler yaşamakta olduğunun farkına varırız.Diğer kadından hiç bahsetmiyorum bile çünkü onun hikayeye olan katkısından çok hoşlanmadım.Beni yaşlı teyze kadar besleyemedi...

Şimdilik arrivederci!

DB




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder